Korkutalp Bilgin
Korkutalp Bilgin.jpg
Sanatı Yaşamak PDF Yazdır

İhsan Özgen'i hepimiz musikîşinaslığı ile tanıyoruz. Bilhassa kemençe, ayrıca viyolonsel, lavta ve tanbur icracılığı ile son yarım yüzyılın iz bırakan önemli üstadlarından İhsan Hoca, yakın çevresi ve kendisiyle özellikle ilgilenenler tarafından ressamlığıyla da bilinir. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan "Sanatı Yaşamak" isimli kitabı vasıtasıyla yazarlığını da tanımış olduk.

Sanatı Yaşamak, İhsan Özgen


Yazarın herşeyden önce bir müzisyen olması itibariyle kitabın ağırlık merkezinin müzik üzerinde olacağı düşünülebilir; fakat kapağındaki, hocanın "Nuhun Gemisi" isimli yağlıboya çalışmasını gördüğümüzde beklediğimizden farklı bir şeyle karşılaşacağımızı hemen seziyoruz. Nitekim henüz ilk yazılarda İhsan Hoca'nın geniş sanat görüşünün pırıltıları gözlerimize ilişiyor; sayfalarda ilerledikçe de damağımıza farklı farklı, birbirinden hoş lezzetler çalınıyor. Sanatı gerçekten yaşayan bir sanatkârın mütevazı ve samimî üslubuyla, hatıralar, görüşler, duyuşlar, fikirler, önerilerle kurgulanmış sohbetlerini okuyoruz adeta. Gerçekten, kitabı elime aldığımda beklemediğim bir samimiyet ve güzel bir kurgu içerisinde teşekkül etmiş olduğunu gördüm. Bütününde sanki İhsan Özgen'in uzunca bir kemençe taksimini dinliyorsunuz; akıcı, lezzetli, keyifli, yer yer deneysel ve yenilikçi ama bütünüyle an'aneye sımsıkı bağlı, yer yer amatör heyecanıyla ama profesyonel ciddiyetinden ödün vermeden başlayıp biten, makamdan makama geçen, kâh sanat üzerine fikirlerini beyan eden, kâh muhtelif vesilelerle tanıdığı sanat dostlarından bahseden, kâh sanata dair tekliflerde bulunan, kâh hepimizin kafalarında soru işaretleri bırakan muhtelif mevzulara kendi bakışıyla makul cevaplar sunan, gereğinde sorular soran bir kemençe taksimi… Bazen de bir sanatkâr neleri özler, nelere hasret duyar, eskinin nesini arar görüyorsunuz.

Kitabın bütününe işlemiş sanat olgusu bazen resimden, bazen heykelden, bazen edebiyattan, kısacası her türlü sanat dalından misaller barındırıyor. Sanatın gerçekten yaşandığının delili; bütün sanat dalları birbirinin içine geçmiş sanki. Tanburi Cemil sanki aniden bir ressam oluyor, Mahler bir heykeltraşa dönüşüyor, Van Gogh bir musikîşinas oluveriyor!

Son zamanlarda en keyifle okuduğum kitaplardan biriydi. Bazen adeta sanatla yoğrulan bu hayata özendim; gerçekten özendim; sanatın layıkıyla içinde olamadığımı hissettiğim karamsar anların ütopyası oldu bu özenmelerim. Lakin İhsan Hoca cevabını bilmediğimiz şu soruları da soruyordu: "Nereye gittiler her yönüyle sanatı yaşayan, sanatın değişik dallarıyla ilgilenen insanlar?" Ve sıkıntımızı da bir güzel özetliyordu: "Şehir şahlanamıyor, gökdelenlerine rağmen, şehir artık yalnız, sanatçıları yalnız."