Content Management Powered by CuteNews
 
Konuk Yazar

Hilmi Rit'le Mülâkat

Mülakat, Sayı 9

19 Eylül 2009 Cumartesi günü vefat eden Kanunî Hilmi Rit ile Esra Berkman'ın 2004 senesinde yaptığı aşağıdaki mülâkatı yayınlarken, bütün musikî câmiâmıza başsağlığı ve Rit'e Allah'tan rahmet diliyoruz. Arşivindeki fotoğrafları kullanımımıza sunan Mehmet Güntekin'e ayrıca teşekkürü borç bilirizSaz ve Söz

 

Hilmi Rit’le Mülâkat Notları 18 Eylül 2004-21 Eylül 2004, Merih Pastanesi, Şişli

Kanuni Hilmi Rit

Hilmi Rit

18 Eylül 2009 günü vefat eden Sayın Hilmi Rit ile, 18 ve 21 Eylül 2004 tarihlerinde, yani yaklaşık beş sene evvel, Şişli Merih Pastanesi’nde iki adet görüşme gerçekleştirmiştim. Görüşme sebebim, yüksek lisans tez çalışmasında konu ettiğimiz, otodidakt yöntemle kanun öğrenimi konusunda kendisinin biçilmiş kaftan olmasıydı. Zira Hilmi Rit, kanun çalmayı kendi kendine öğrenmiş bir kanunçalardı. Görüntü kaydı veya kayıt cihazı ile işitsel bir kayıt yöntemini kabul etmediği için, kendisine ait görsel ve işitsel bir arşivleme yapamadım. Bunun yerine hazırladığım soruları sormuş ve yazılı notlar alabilmiştim. Bu yazıda, bizzat Hilmi Rit’in ağzından kanun serüvenini anlatma fırsatı yakalamış bulunmaktayım. Kanun serüveninin yanı sıra, arşivci kişiliği, gazete yazarlığı ve eğitimci kişiliği de bu yazıya konu olacaktır.

30 Eylül 1930 tarihinde İstanbul’da doğan Rit, 15-16 yaşlarına kadar, kışları Ankara’da geçirmesinin dışında, İstanbul’da büyümüştür. Annesi Çanakkale doğumlu olup İstanbul’da yaşamış bir ev hanımı iken; babası ise, 5-6 lisan bilen ve Rit Çikolata Fabrikası ile Rit Sabun Fabrikası’nın sahibi bir tüccardır. Rit transparan sabunları onun zamanında çok meşhurmuş.

İlk, orta ve lise birinci sınıfı Ankara’da okuyan Rit, daha sonra İstanbul’a gelir ve Işık Lisesi’nden mezun olur. Rit, evde hemen hemen herkesin müzik ile uğraştığını, Ankara’dayken ailece fasıl yaptıklarını iletmiştir. Babasının Batı kemanı çalarken Türk müziğine döndüğünü, bu yüzden fasıllarda bazen falsolu sesler bastığını, annesinin amatörce ud, piyano ve keman, ağabeyi Rıza Rit’in ise tanbur çaldığını belirtmiştir.

Kanunla Tanışması

Hilmi Rit, ailesi ile Sultanahmet’te büyükbabasının konağına gider ve orada Artaki Candan’ın Nihâvend taksim yaptığı bir taş plağı dinler, kanunu duyup annesine “Bana lingırlink alın” der.

Kanundan başka bir çalgı çalmayan ve kanun hocası olmayan Rit’in ilk kanunu kendisi 14 yaşında iken alınır. İlk kanunu 2-3 mandallı Hasköylü Mıgırdıç yapımı olup, 1944’te 45 liraya satın alınmıştır.  Alındığı yer ise, Boğos-Petros Ermeni kardeşlerin dükkânı. Kanunu, kuzeni İkbal Hanım, ağabeyi Rıza Rit ve Hilmi Rit beraber satın almışlar. Kanunu aldıktan bir süre sonra kuzeni İkbal Hanım, Rit’i kanun çalarken görünce, “Sen kanuni olmuşsun” der.

1949-1950’li yıllarda 18-19 yaşındayken, Fahri Kopuz’un rahle-i tedrisinde 4 ay nota ve usûl dersleri alan Rit, bu süreçte Giriftzen Asım Bey’in Rast Peşrevi’ni altı haftada çalmayı öğrendiğini, daha sonra birlikte birkaç  eser daha geçtiklerini anlatmıştı.

Kendi dönemindeki kanun lutyelerine ilişkin Rit, Mahmut Usta, Emin Usta ve Uzunyan Artin’den bahsetmiş ve Mahmut Usta’nın hayatta olmamasına rağmen kanunlarının çok beğenildiğini ifade etmişti. Görüşmemizde elinde bir adet Emin Usta yapımı sedefli kanunun olduğunu, bir adet Mahmut Usta yapımı, göğüste çam kullanılmış 28’li kanunun olduğunu ve bunu tamir ettirmek istediğini iletmişti. Ayrıca, Uzunyan Artin yapımı kanunların göğüs kafeslerinin farklı olduğundan söz etmişti. İki adet de Mahmut Usta yapımı kanun sattığını söylemişti.

Rit, ilk Mahmut Usta yapımı kanununu nasıl aldığını şöyle anlatmıştı:

Ankara Radyosu’nun girişinde bir saz dolabı varmış. Orada Tanburi Cemil Bey’in Andelip yapımı kemençesi ve Ahmet Yatman’ın Mahmut Usta yapımı bir kanunu varmış. Cevdet Kozanoğlu Hilmi Rit’e , “Ahmet Yatman’dan kart getir, bu kanunu sana vereyim” demiş. Rit, İstanbul’a gelmiş. Ahmet Yatman o sırada Tepebaşı Gazinosu’nda yazlık bahçede çalışıyor. Rit Yatman’a “Ağabey, ben bu sazı istiyorum” der. Yatman da “Elindeki kanunu ver, üstüne de 100 lira ver kanunu al” demiş. Hilmi Rit elindeki kanunu ve 100 lirayı veriyor. Yatman’dan aldığı kartı Kozanoğlu’na verip Mahmut Usta yapımı ilk kanununu ediniyor. Rit daha sonra bu kanunla Bağdat’a gidiyor. Elinde bir ara 12 tane kanunu varmış. Görüşme tarihimizde ise elinde sadece 4 tanesi kalmış idi. Bir tanesi Mahmut Usta yapımı çalınamayan, bir tanesi Ahmet Yatman’dan aldığı,  saraya yapılmış zenne kanun ki bu saz için Uzunyan Artin yapımı olabilir demişti.

Arşivci Kişiliği

Yıllar boyunca biriktirdiği binlerce fotoğraf, belge, nota, ses kaydı ve kitaptan oluşan müzikoloji arşiviyle de Türk mûsikî dünyası içinde ayrıcalıklı bir yere sahipti. Hilmi Rit, müzikolojik nitelik taşıyan geniş arşivinin yanı sıra hat, bağa, el şamdanı, gaz lambası, baston, tesbih gibi eşyaları ihtiva eden bir koleksiyona sahipti. Ayrıca bana kendisinin şekillendirdiği bir çift bağa mızrap hediye etmişti.

Nota arşivinde birkaç bin notası vardı. Daha ziyade saz eserlerinin olduğu arşivinde “Sâzende” adlı Şamlı İskender basımı, eski yazıyla yazılmış nota yayınları mevcuttu. Ayrıca “Nuhbe-i Elhan” adlı yine Şamlı İskender basımı, Sâzende’nin üçte biri kadar olan nota yayınları,  arşivinde mevcuttu. Konservatuar külliyatında mevcut olan makam müziği eserlerini formlarına ayırarak (Beste, Ağır Semâi, vb. gibi) üç ciltte toplamış. Bu üç cildin toplamında 180 tane Türk makam müziği eserinin olduğunu iletmişti.

Yaklaşık 700-800 adetlik kaset şeklindeki müzik kayıtlarının yarısı, klasik batı müziğine ait olup, bunların çoğunu da her yurtdışı seyahatinde bavul dolusu taşıyarak edinmiştir. Rit özellikle Mozart, Haydn, Beethoven ve Chopin gibi bestecilere ait kayıtları aldığını söylemişti. 

 

Batı müziğiyle sadece dinleyici olarak ilgilenen Rit, batı müziği eğitimi almamış ve kanun ile batı müziği eserleri icrâ etmemiş.

Çalışma Hayatı

Müzik dışında herhangi bir mesleği olmayan Rit hayatını, değişik kurumlarda ve değişik kimselerle müzik yaparak kazandı.

1949-50 yıllarında Ankara Radyosu’nda, 1954-1956 yılları arasında İstanbul Radyosu’nda görev aldı. 1956-58 yıllarında Bağdat Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde öğretim görevliliği yaptı. 1958’de İstanbul Belediye Konservatuarı Türk Mûsıkîsi İcrâ Heyeti üyesi oldu, aynı zamanda radyoya da intisab etti. İcrâ Heyeti’nde 24 yıl çalıştı ve bu kurumdan 1982 senesinde emekli oldu. 1958’den itibaren Zeki Müren’le Casablanca Gazinosu’nda 12 sezon (6 yıl) sahne aldı.  Münir Nureddin Selçuk ile gerek icrâ heyetinde, gerek yurtiçi ve yurtdışı konserlerde birlikte çalıştı.

Ankara Radyosu’na Girişi

Hilmi Rit ve Emel SayınHlmi Rit'in ağabeyi Rıza Rit, Ankara Radyosu’nda hanendedir. 1949-1950’li yıllarda Fahri Kopuz Ankara Radyosu’nda fasıl şefidir. Hilmi Rit de fasıllarda çalmak üzere 1948-49’da radyoya girer. Işık Lisesi bitmeden önce Rıza Rit’e radyoda eşlik etmeye başlamıştı. Vecihe Daryal, Ruşen Kam, Cevdet Kozanoğlu Rıza Rit’e eşlik ederken; Selahattin İnal, Ferit Sıdal, Cevdet Kozanoğlu ve Hilmi Rit, Rıza Rit’e eşlik etmeye başladılar. Fahri Kopuz'un fasıl ekibi şefliği yaptığı sırada fasılda çalan sazendeler arasında Osman Güvenir (Kanun), Naci Tektel (Keman), Hayri Tümer ( Ney), Zühtü Bardakoğlu (Santur) bulunmaktaydı.

İstanbul Radyosu’nda Kanuni Naime Sipahi ile İlgili Anıları

Hilmi Rit, 1954-1956 yılları arasında çalıştığı İstanbul Radyosu’nda, Hanımlar Faslı adlı programda birlikte kanun çaldığı Naime Sipahi ile ilgili şu anılarına yer vermişti:

Hilmi Rit ve Ajda1909 İstanbul doğumlu. Âmâ Nâzım Bey’in kızı. Dârüttâlim-i Mûsikî Heyeti’nde bulundu.   Kibar, hanımefendi bir insan, teveccühü vardı. Çalışmalara erken gelir, akort yapar. Tam bir İstanbul hanımefendisi. Dârüttâlim-i Mûsikî Heyeti’nde babası da çalışmış. Fahri Kopuz’la dostmuş. Kanun icrâsı anlamında bir Vecihe Hanım değildi. Ses Mecmuası'nda yazarken Naime Hanım’ın fotoğrafını çekmiştim.”

Bana da bir kopyasını verdiği iki fotoğraftan birinde Naime Hanım kanun çalarken, diğerinde babası ve kardeşiyle birlikte görüntülenmişti. Hilmi Rit'in Ses Mecmuası için çektiği fotoğrafta ise, Zühtü Bardakoğlu, Cevdet Çağla, Naime Sipahi, Fahri Kopuz, Celal Tokses, Zeki Çağlarman ve Hilmi Rit görüntülenmişti. Ayrıca Vecihe Daryal'ı tanımadığını sözlerine eklemişti.

Bağdat Konservatuarı Yılları

Hilmi Rit 1956 yılında Cevdet Çağla ile birlikte, kanun dalı öğretim görevlisi olarak Bağdat Güzel Sanatlar Enstitüsü’ne (Institute of Fine Arts) gider. Bu enstitüyü Şerif Muhiddin Targan 1935-36’larda kurmuş ve 1946-48 gibi İstanbul’a geri dönmüş. Aynı enstitüye Mesut Cemil 1955’te gitmiştir. Kanun dalı öğretim elemanı olarak Rit'ten önce kanuni Necmi Yar eğitim vermiş. Asıl adı Şerif Muhammed Amin olan “Rektör Amit” denen kişi, Şerif Muhiddin’in kardeşidir. Rektör Amit Hilmi Rit’e “Parmaklarını yiyeyim” dermiş. Amit’den sonra Hakkı Şiblî rektör olmuş.  Bu enstitüde hat, tiyatro, resim, heykel, batı müziği ve Türk müziği gibi dallarda eğitim verilmekteymiş.

Mesud Cemil bu enstitüde Şark Mûsıkîsi Kısım şefi ve aynı zamanda tanbur hocası, Cevdet Çağla keman hocası, batı müziği kısmında Mükerrem Berk flüt hocası ve Macit Bey hat eğitimcisi olarak eğitim vermişler. 1956-57 ve 1957-58 dönemlerinde çalıştığı enstitüde Hilmi Rit’in 8-10 tane kanun öğrencisi olmuş. Türk hocaların neden çoğunlukta olduğunu Rit şöyle açıklamıştı: “Araplarda Şamlı bir neyzen var, başka sanatkâr yok. O yüzden Türkler var.”

1958 senesi Haziran ayında babası vefat ettiği ve annesini Bağdat’a götüremeyeceği için Rit, İstanbul’a geri dönüş yapmıştır.

Münir Nureddin Selçuk’la Tanışması ve İstanbul Belediye Konservatuarı Türk Mûsıkîsi İcrâ Heyeti’ne Girişi

1948 senesinde Münir Nureddin Bey haftada iki gece Kalamış Kulübü’nde konser verirmiş. Hilmi Rit kendisiyle orada tanışmış. 1958’de İcrâ Heyeti’nde birlikte çalışmaya başlamışlar. Rit, jüride Münir Nureddin, Süheyla Altmışdört ve piyanist-teorisyen birisinin daha olduğu İcrâ Heyeti giriş sınavına, Necdet Yaşar’la birlikte girdiklerini ve ikisinin de alındığını belirtmişti. 

 

Hilmi Rit 1960 senesinden itibaren Münir Nureddin’le yurtiçinde muhtelif yerlerde, ABD’de ve 3 defa Fransa’da olmak üzere özel konserlerde çalışmıştır. Fransa’da ilk konserleri Paris Câmiî şeref salonunda olur. İkincisi Müze Gime’nin salonunda 1972’de yapılır. Bir de 1973 senesinde Cumhuriyet’in ilânının 50. yılı dolayısıyla, Atatürk’ün sevdiği şarkıların Long Play’ini yaparlar. Atatürk’ün sevdiği 5 şarkının ve Münir Bey’in Atatürk’le ilgili bir yazısının yer aldığı bu Long Play’de Hilmi Rit’in hatırladığı kadarıyla şu eserler vardır: Cânâ râkibi handan edersin, Olmaz ilaç sine-i sad pâreme, Allı yemeni vb.

Gazino Yılları

1958’den itibaren Zeki Müren’le Casablanca Gazinosu’nda (Taksim’de Amerikan Konsolosluğu arkasında) 12 sezon, toplam 6 sene çalışmışlar. Kış sezonu Ekim-Mayıs arasında iken, Haziran- Eylül arası yaz sezonuymuş. Bir yıl içinde sadece Eylül- Ekim arası tatil olup, bunun dışında her gece çalışılırmış. Buna ek olarak haftada iki gün Çarşamba ve Pazar günleri matineler olurmuş. Rit, sabahları da İcrâ Heyeti’ndeki görevine devam edermiş.  Gazinodaki saz heyetindeki isimler arasında Hakkı Derman, Şükrü Tunar, Fevzi Aslangil, Necdet Gezen yer alırmış.

Hilmi Rit, Zeki Müren'in öyle sanıldığı gibi saatlerce sahnede kalmadığını, 7-8 şarkı okuyup programını sonlandırdığını, ancak salonun her zaman ağzına kadar dolu olduğunu söylemişti. Rit, Casablanca gazinosu dışında, birkaç çalışması daha olduğunu fakat onlardan söz etmek istemediğini belirtti.

Çaldığı Albümler

Hilmi Rit Avrupadaki Plak

1968’de Melodi Plak tarafından bir 45’lik plağı, 1969’da Paris’te Barclay firması tarafından bir LP ve kasedi yayınlanmıştır. 2002’de Feyziye Mektepleri Vakfı’nın katkılarıyla Kaf Müzik tarafından Hilmi Rit’in 60. Sanat Yılı anısına “Kanun Soloları” albümü yayınlanmıştır.

Ayrıca Münir Bey’le ve Zeki Müren’le çalıştığı bazı albümler olmuş. Münir Nureddin Bey'in solistliğinde Atatürk’ün sevdiği şarkıların long play’inin Paris’te yapılması gibi.

Beste Çalışmaları

Rit'in, 12 Saz Semâisi, 2 Peşrev, 2-3 Şarkı ve Oyun Havası formlarında toplam 40 civarında eseri var. Mâhur Saz Semâisi’ni Bağdat’ta iken bestelemiş.

Gazete ve Dergi Yazarlığı

Ses Mecmuâsı

1962-63’te haftada bir olmak üzere, 45 hafta boyunca, o günlerde hayatta olan Türk müziğinin gelmiş geçmiş en iyi isimleri ile yaptığı röportajları yayınlanmış. Bu isimler arasında Refik Fersan, Fâhire Fersan, Sâdi  Işılay, Şerif MuhiddinTargan ve  Münir Nureddin Bey sayılabilir.

Milliyet

Milliyet’te yine haftada bir Türk Müziği üzerine yazılar yazar, yaptığı röportajları yayınlarmış. Kendisi Milliyet'te yazdığı yılları belirtmemiştir. Bunlara ek olarak Türk Müziği ile ilgili ve radyo programlarına ilişkin haberler verirmiş.

Yazarlık yaptığı diğer yayınlar arasında, Aydabir Dergisi, ABC Dergisi ve Hürriyet Gazetesi’nin eki Kelebek yer almış ve bu yayınlarda da Türk Müziği ile ilgili yazılar yayınlamıştır.

Benimsediği Kanun Ekolü

Hilmi Rit, “Ustam Ahmet Yatman” demişti. Yaptığı icrâların niteliklerinden yola çıkarak Ahmet Yatman’ın, yeni bir kanun çalma üslubu geliştirdiği, sazda yüksek bir teknik beceriye sahip olarak ajilitesinin neredeyse ulaşılmaz olduğu ve bir ekol yarattığı ileri sürülmektedir. Tüm bunlara ek olarak, yaşadığı dönemde kanun çalan birçok müzisyeni etkilemesi ve pek çok gencin kanun çalmaya heveslenmesini sağlamasıyla yarattığı üslubun günümüze taşındığı söylenebilir. Bu genç kanunçalarlar arasında Cüneyd Kosal, Nuri Şenneyli, Necati Yıldızdoğan ile birlikte Hilmi Rit de sayılmaktadır.

Son

“Türk makam müziğinin bugünkü durumuna dair görüşleriniz nelerdir?” diye sorduğumda ise, “Türk müziği bitmiştir.” cevabını almıştım.

Hilmi Rit'in, makam müziği ve kanun icrasının geleceğine yönelik olumsuz duygu ve düşüncelerine rağmen, temsil ettiği duruşun geleceğe aktarılacağına ilişkin umudumu eksik etmeden, kendisine bir kez daha Tanrı'dan rahmet diliyorum.

"Esra Berkman"

11 Ocak 2010 Pazartesi


Fotoğraflar: Mehmet Güntekin Arşivi

Konuk Yazar
Hilmi Rit'le Mülâkat, Mülakat, Sayı 9


Saz ve Söz Bağımsız Türk Müziği Yayını olarak yazılarımızdan alıntı yapıldığında kaynak belirtilmesini rica ederiz.
www.sazvesoz.net | bilgi@sazvesoz.net