Korkutalp Bilgin
Korkutalp Bilgin.jpg
Enderun Teravihi 2010 PDF Yazdır

Bu sene İstanbul 2010 Kültür Başkenti bünyesindeki en ilgi toplayan müzikal etkinliklerden biri hiç şüphesiz "Enderun Teravihi" faaliyetleriydi. Yıllardır Üsküdar'daki Emetullah Gülnûş Vâlide Sultan (Vâlide-i Cedîd) Camii'nde sessiz sedasız, gönülden gerçekleştirilen bu unutulmuş değerimiz, bu yıl Mehmet Kemiksiz önderliğindeki ekibin katkılarıyla daha geniş bir kitleye ve coğrafyaya yayıldı. Her gün İstanbul'un ayrı bir camiini gezerek bu faaliyeti gerçekleştiren, İstanbul'un en güzel sesli ve iyi musikî bilgisine ve pratiğine sahip imam ve müezzinlerinin rotasyonuyla müteşekkil heyet, Maltepe'den Büyükada'ya, Cihangir'den Merkezefendi'ye çeşitli mühim camiin teravihlerde hıncahınç dolup taşmasına vesile oldu. Namazdan önce müezzinler minarelerden karşılıklı olarak, dakikalarca devam eden harika temcidler, münâcaatlar, selâlar vs. okudular ve teravihe katılan katılmayan herkese musikîmizin inceliklerini irticâlen duyurmuş oldular. Program internet üzerinde bu etkinlik için tertib edilen sitede duyuruldu; uygulamayla ilgili kayıt örnekleri ve uygulama hakkında bilgiler içeren e-kitap bu site üzerinden ilgililerin istifadesine sunuldu; enderun teravihinin tarihçesi ve uygulama usulleri hakkında malûmat verildi. Bu içerik ayrıca CD'li kitap olarak da yayınlandı. Burada etkinliğin kalıcılığı ve öğretici olması da düşünülmüş besbelli. Bu bakımlardan takdire şâyan bir çalışma olduğu gerçek. Ayrıca muteber ve konusunda uzman ilâhiyat ve musikî hocalarının desteğinin alınması da faaliyetin ilmî yönünün mümkün mertebe ele alınmaya çalışıldığını gösteriyor.

Enderun Teravihi

Yukarıda yıllardır Üsküdar'da gerçekleştirilen dedik… Evet; tertipli teravih faaliyeti senelerdir Üsküdar'da, başta Vâlide-i Cedîd Camii imamı Kerim Öztürk olmak üzere, caminin diğer imam ve müezzinleri ve Üsküdar'daki diğer camilerden imam veya müezzinlerin, ayrıca Mehmet Kemiksiz ve neyzen Ahmed Şahin'in katkılarıyla gerçekleştiriliyordu. Fakat açık söylemek gerekirse Kadir gecesi müstesna, önden üç saf, belki dört saf, anca dolmaktaydı. Maalesef bizde bazı şeylerin layık olduğu ilgiyi çekmesi için reklamının yapılması, hatta biraz da "sosyetikleşmesi" gerekiyor. Nitekim bu sene Mehmet Kemiksiz ekibinin bulunduğu camilere ciplerle, envâî çeşit lüks arabalarla hücum eden sosyetik güruh, ortamı alışıldığın dışında bir kalabalığa ve görüntüye sevketti. İnsan ister istemez ibadetin dahi gösteriş malzemesi edilebileceğini düşünüyor. Nitekim tavır ve hallerinden pek çok kişinin sırf orada bulunmuş olmak gösterişi için geldiğini anlamak için âlim olmak gerekmiyordu. Konumuz musikî olduğuna göre konuyu fazla dağıtmadan geçelim.

Programın en sıkıcı, en saçma kısmı maalesef ezan öncesinde minarelerden okunan temcidler ve münacaatlar esnasında içeride vuku buluyor idi. Sesi minaredeki sesleri bastıracak derecede açılmış olan iç mikrofondan vaız, tamamen boş laflarla dolu bir sözümona vaaz veriyor, bu vaazda bir ara bu etkinliklerin güzelliği, selâtin camilerin önemi gibi ulvî mevzulardan bahsederken ironik biçimde içerideki cemaatin bu bahsettiği güzellikleri duymasını engelliyordu! Trajikomik olan ise, bizim bulunduğumuz akşamlarda (kulağımıza gelenlerden, diğer akşamlarda da farklı olmadığını tahmin ediyoruz) bu işi yaptığına şahit olduğumuz vaızın, bahsi geçen ekipte de yer alan görevli imamlardan biri olmasıydı! Bir insan, kendinin de katkısıyla oluşturulmuş bir güzelliği nasıl berbat edebilir, şaşılacak şey doğrusu. Aynı imamın evsahibi olduğu akşam, kendisi yine böyle bir berbat etme faaliyetini sürdürdükten sonra, namazın başında birçok insan organizasyonsuzluktan dolayı kendine yer bulamadı, daha sonra bir yerden temin edilen uygunsuz ebattaki uzun bir beze secde etmek zorunda kaldı. Evsahibi olarak, boş konuşacağı yerde çıkıp etrafı kolaçan etmesi, fazlasıyla kalabalık olan camiyi düzenleyip, o akşama layıkıyla hazır hale getirip insanları memnun etmesi gerekmez miydi? Bu vaaz saçmalığı konusunda henüz ramazanın ilk günlerinde yoğun şikayetler olduğunu biliyoruz, ve bu şikayetlerin birinci derecede ilgili kişilere de ulaştığından eminiz; fakat bu kepazeliğin son günlerde dahi hız kesmeden devam ettiğini görmekle maalesef hüsrana uğradık. Verilen emeğe çok yazık.


Ayrıca bazı mahallerde seçilen camiilerin çok küçük ve havasız olmasının, Ağustos sıcağında insanların etkinlikten zevk alması bir yana, cefa çekmesine sebebiyet verdiği de diğer bir gerçek. Bu durum muhakkak ki müezzin ekibinin performansını da kötü yönde etkiledi. Nitekim en büyük ve havadar camilerden biri olan Maltepe Merkez Camii'ndeki programda müezzin ekibinin gerçekten istisnâî bir performans sergilediğini belirtmemiz gerekir.

Sonuç olarak, her ne kadar türlü amatörlük ve acemilikler dolayısıyla beklediğim mükemmeliyete ulaşamamış olsa da bu etkinlikler bütün İstanbul'da, musikînin kubbesi olması gereken yaşlı Konstantinopol'de, musikîmizi ve makamlarımızı belki de layıkıyla hiç duymamış olan, hayatında hiç temcid, münacaat, güzel okunmuş makamlı bir selâ veya karşılıklı ezan dinlememiş yüzbinlerce kişiye musikîmizin inceliklerini duyurmuş oldu. Cami dışarısına kurulan projektörlerle içerideki hava, ibadete katılmayan veya yer bulamamış olanlara da başarılı bir şekilde teneffüs ettirildi. (Kimileri bu durumdan rahatsız olduysa da özellikle yabancı turistlerin şaşkınlıkla karışık bir merakla ve ekseriya huşu içinde izlediklerine şahit olduk) Umarız ki bu tertipli teravihler sonraki seneler de yalnız Üsküdar Vâlide-i Cedîd Camii'nde sınırlı kalmaz, maddi karşılık beklemeksizin aynı heyecanla ama daha bilinçli bir şekilde devam ettirilir, yayılarak ve güzelleşerek gelecek nesillere aktarılır.

Enderun Teravihi